Wilkerson, özellikle ABD’nin müttefikleriyle ilişkilerinde belirginleşen “güven aşınmasına” işaret etti. Ona göre birçok ülkede, ABD’nin güvenlik taahhütlerinin sınırlarına dair şüpheler artıyor; bazı başkentler savunma planlarını buna göre yeniden şekillendiriyor. “Artık pek çok müttefik, Washington’un bir kriz anında ne kadar ileri gideceğini net biçimde öngöremiyor” değerlendirmesini yapan Wilkerson, bu belirsizliğin ittifakların caydırıcılık kapasitesini de zayıflattığını savundu.
Jeopolitik kaymaların en görünür sonuçlarından birinin, büyük güç rekabetinin hız kazanması olduğunu belirten Wilkerson, ABD’nin aynı anda birden fazla cephede stratejik yük taşımaya çalışmasının risk ürettiğini dile getirdi. Bu tablo içinde savunma sanayi üretim kapasitesi, mühimmat stokları, tedarik zincirleri ve insan kaynağı gibi başlıklarda “yapısal sınırların” daha görünür hale geldiğini söyledi. Wilkerson, Washington’un krizlere tepki veren değil, krizleri önleyen bir düzene geçememesi halinde güvenlik mimarisindeki yıpranmanın kalıcı olacağını öne sürdü.
Wilkerson’un değerlendirmelerinde öne çıkan bir diğer başlık da müttefiklerin önceliklerinin giderek ayrışması oldu. Avrupa’nın güvenliği, Asya-Pasifik’teki gerilim, enerji arzı ve deniz ticaret yollarının güvenliği gibi başlıkların aynı dönemde sertleşmesinin, ittifak içi koordinasyonu zorlaştırdığını ifade etti. Wilkerson’a göre bu da, ABD’nin “her yerde aynı anda güçlü görünme” çabasını daha maliyetli ve daha kırılgan hale getiriyor.
Emekli albay, Washington’un bu yeni dönemde güvenlik yaklaşımını sadece askeri güç üzerinden değil, diplomasi ve ekonomik dayanıklılık üzerinden de yeniden kurgulaması gerektiğini söyledi. “Küresel düzenin ağırlık merkezi kayıyor; buna uygun esneklikte bir strateji kurulmazsa, ABD’nin elindeki kaldıraçlar azalır” diyen Wilkerson, ittifakları ayakta tutan şeyin yalnızca ortak tehdit algısı değil, karşılıklı öngörülebilirlik ve siyasi güven olduğunu vurguladı.
Wilkerson’un yorumları, ABD’de dış politika çevrelerinde süren “stratejik öncelik” tartışmalarının yeniden alevlendiği bir döneme denk geliyor. Uzmanlara göre Washington, bir yandan müttefiklerini kaybetmeden yeni jeopolitik gerçekliğe uyum sağlamak, diğer yandan da içeride büyüyen maliyet ve kapasite tartışmalarını yönetmek zorunda. Wilkerson’un uyarısı ise net: Güvenlik krizi sadece sahada değil, ittifakların içindeki güven duygusunda da derinleşiyor.
yorumunuz